Genel

Otomobil Üreticilerinin Teknik Veri Hileleri

Kağıt üzerinde 0-100 km/h hızlanma, yakıt tüketimindeki verilerin 0,1 birim bile farklı gösterilmesi otomobil almaya karar veren herkesin fiyatları da gözetilerek takıldığı, incelediği konulardır. Otomobil satın alacak kullanıcıların haliyle %99’u yarışlara katılmayan, günlük kullanım için araçlar seçse de 0-100km/h hızlanması 0,5 saniye dahi daha hızlı olan araca 5-10 bin lira daha fazla para vermeyi göze alabiliyordur belki. Bunların dışında hız ve performans değerlerini bir kenara bırakırsak ülkemizin başta gelen kıstası kaçınılmaz olarak yakıt tüketim verileridir. Kataloglarda 100 gramlık dahi gösterilen bir ekonomi o aracın karşılaştırılan diğer otomobile göre “Az yakıyor” sınıfına girmesine, daha pahalı olmasına rağmen tercih edilmesine yol açıyor. Pratikte ödenen paralar göz ardı ediliyor. Diyelimki katalog verilerine bakılarak bir otomobil seçtik ve satın aldık, peki ya sonra? galeriden çıktığınız andan itibaren otomobilin ilk 10-15 bin kilometre “fazladan” yaktığı diye tabir edilen kısım araca helal sayılır. Çünkü daha motor yeni, alışacak abisi…

Atmosfer basıncı, kullanılan yakıtın kalitesi, otomobilin kullanım hassasiyeti ve daha onlarda faktör bir araya gelip motorun kendine özgü bir karakteristiğinin ortaya çıkmasını sağlıyor. Ülkemiz şartlarında kullanıcılardan gelen yorum ve sohbet arası konuşmalarda duyuyoruz ki otomobillerin katalogları cadde kenarında park edilmiş aracınızın silecek lastiğine sıkıştırılan reklam afişi gibi önemsiz kalıyor. Şimdi bu teknik veriler nasıl hazırlanıyor, kullanıcılar nasıl bir üç kağıda maruz kalıyor bunu biraz inceleyelim.

Öncelikle bu testlerin hiç biri Türkiye’de yapılmıyor. İllere göre trafik yoğunluğu, eğim unsurları, kullanım mesafeleri artıyor. Peki bunlar neler? İş çıkışı saatinde İstanbul’da karşıdan karşıya geçmekle saat 14-16 arasında evden çıkıp markete gitmek arasında trafik yoğunluğu açısından muazzam fark olduğu kesin. Yine nüfus ve araç yoğunluğuna bağlı olarak farklı şehirleri kıyasladığımızda gözle görülür yoğunluk farkı dikkatimizi çeker. Hal böyle olunca sürekli dur-kalk trafik, dalgalı seyir hızı gibi etmenler yakıt tüketimini etkilemekte.

Trabzon’da yaşan biri ile Konya’da yaşan birinin yakıt tüketim değerleri birbirinden fark gösterebilir. Konya fiziksel olarak Trabzon’dan daha düz bir bölge, böylece araç yokuş yukarı, bol rampalı yollarda gidip nispeten fazla enerji ihtiyacı duymaz.

Direksiyon başındaki kişinin gaz pedalı ile iyi anlaşıp anlaşmadığı, kullandığı yakıtın durumu, aracın bakımı gibi unsurların yakıt tüketimine etkisini zaten herkes bilir.

Peki otomobil üreticileri bizleri nasıl kandırıyor?
Yeni bir araç çıktığında milimetrik farkları bizlere büyük gelişimler gibi boyayıp sunduklarını sanıyorum kimse inkar edemez. Bu rakamlara ulaşabilmek için türlü türlü hilelerin kullanıldığını bilseniz iyi olur.

Öncelikle çoğu testte sinek siklet bir şoför kullanılır ya da yerine yeni icad edilen robotların kullanıldığı söylenir. Fabrikaların test pistlerinde düz yol ve sabit hızlarda bu tüketim verilerinin elde edildiği bilinmektedir.

En güzel hilelerden biri de lastikler. Basınç oldukça yüksek psi ayarlanır (40 ve hatta 50 Psi düşünün) ve son kullanıcıya ulaştırılan lastiğin tabanından daha dar (örneğin 215 taban lastikli aldığınız aracın 185 mm tabanlı lastikle test edilmesi) seçilerek yol ile sürtünme azaltılır. Böylelikle 40-50 kilometrelik test parkuru sürüşünde araç saten üzerinde kayan kuş tüyü gibi hafifçe gider. Lastiklere vurduğunuzda tahta sesi duyabilirsiniz. Kalkış ölçümlerinde de F1 araçlarındaki lastiklerin desenlerine benzer lastik kullanılır ki bunlara silik lastik de denir. Bu testlerde yapılan sürüş tarzını 10 defa üst üste siz aracınızda uygularsanız eğer debriyaj balatanıza el sallamanız ve vedalaşmanız gerektiğini görürsünüz. Duman ve koku ile başlayıp sonu hüsranla bitecektir.

Ayrodinamik açıdan rüzgar direncini azaltmak için özellikle aracın önündeki girinti-çıkıntılar bantla kapatılıyor. Hatta aynaların söküldüğü de bahsedilir.

En büyük hilelerden biri de aracın şark dinamosu sökülür. Motora ek yük binmediği için daha az yakacaktır. Klimayı, açık camı, ekstra şeyleri zaten unutun. O kısa test parkuru boyunca otomobilin aküsü şarj edilmeye ihtiyaç duymaz. Kaz gelecek yerden bir akü esirgenmez zaten…

Diyelimki bütün testler bu hileler kullanılmadan yapıldı ve hile yok diyelim, baz donanım araç ile testler yapılır, siz bir-iki üst donanım seçtiğinizde veya opsiyon ile aracınızı kişiselleştirdiğinizde farklı ekipmanları tercih edersiniz. Lastik-jant ebadı, ekstra eklenen donanımlar araca nispeten yük bindirmekte olur. Yapılan testler belki de aracın deposuna 10-20 litre yakıt konularak yapılsa da aslında doğru çözüm rezervinizin tam dolu haliyle başlayıp 1-5 kişiye kadar olan normal yolculuklarda karşımıza çıkar. Bagajı hesap etmeden dahi aradaki farkı düşünün. Yalnız ettiğiniz yolculuklarda bile sırf yakıt rezervinizden yaklaşık 50 kilogramlık farkınız var.

Yazılan bir çok detayı zaten okuyucuların çoğu bilmekte. Bu verilere çok önem veren, kataloğa göre araştırma yapıp otomobil almaya karar veren kullanıcılara tavsiye, satın almak istedikleri aracı bizzat kullanan, kendileriyle hemen hemen aynı sürüş profili taşıyan kişilerden bilgi almaları, gerekirse içlerini rahatlatmak için bir günlük aynı araçtan kiralayıp kendilerinin test etmeleri yerinde olacaktır. Kağıt üzerinde daha çok yakıt tükettiği görülen otomobil sizin şartlarınızda diğerine göre daha az yakıt tüketebilir. Şehirler arası 3,5 l/100 km katalog verisine veya 5 l/100 km şehir içi yakıt tüketimine sahip olduğu iddia edilen aracım sizin şehirler arası / şehir içi yolunuzla kıyaslamasını bizzat yapmanız, düşünmeniz gerekir.

Herşeyden önce sadece cebimizi değil, çevreyi de düşünerek otomobil tercihimizi yapalım. Gereksiz kullanımlardan, fazla tüketimden kaçınarak lütfen yaşadığımız doğaya saygılı olalım. Bizlerden sonra gelecek nesillerin bu güzel havaya ve çevreye ihtiyacının olduğunu lütfen unutmayalım.

road-nature

İlgili Konular

Bir cevap yazın

Kapalı
Kapalı